style type="text/css">

BURASI NUR YOLCULARININ BULUŞTUĞU NOKTA - Blogcu



...:::SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ BURASI NURLU YOLLARIN BULUŞTUĞU NOKTA YOLUNUZ AYDINLIK VE NURLU OLSUN:::....

Host unlimited photos at slide.com for FREE!Host unlimited photos at slide.com for FREE!

SECDE İLE İLGİLİ BİLGİLER

Secdeler Hakkında Bilgiler

Secde, namazın en önemli bölümüdür. Secde sâdece namazda değil namaz dışında da yapılır. Beklediğiniz bir sevinçle karşılaştığınızda, çok hoşunuza giden bir işinizin gerçekleşmesinde bol-bol secde edebilirsiniz.

Secde, el, diz, burun ve alının yere değmesi ile yapılır. Gözler burunun iki kenarına bakacak şekilde olur. Ayak topukları birbirine değdirilir ve gerekli tesbih okunur.

Şimdi gelelim secde çeşitlerine..

Namaz Secdesi
Namazın her rekâtında, Rükûdan doğrulduktan sonra 2 defa yapılır. (Gerekli bilgiyi Namaz sayfasındaki "Secde" açıklamasında bulabilirsiniz.)

Şükür Secdesi
Her türlü sebepli - sebepsiz hâdiseden dolayı şükür secdesi yapılabilir.
Örneğin beklediğiniz olayın gerçekleşmesinde, çok sevindiğiniz bir haberi aldığınızda, mal varlığınız arttığında vs. gibi hallerde şükür secdesi yapılabilir.
Şükür secdesi yapmak müstehaptır.
Câmilerde farz namazlardan sonra yapmak mekruhtur.
Kerâhet vakitlerinde secde yapmak mekruhtur.
Şükür secdesi, namaz dışında yapılmalıdır.

Yapılışı: Şükür secdesi yapmaya niyet edilir.
Niyet ettim Allah rızâsı için şükür secdesi yapmaya, doğruldum kıbleye.

Allahu Ekber (tekbir getirilerek) direk secdeye gidilir ve 3 defa secde tesbihi (Sübhâne Rabbiyel A'lâ) okunur. Ardından yine Allahu Ekber (tekbir getirilerek) secdeden kalkılır.

Sehiv Secdesi
Bu secdeyi yapmak namazın vâciblerindendir. Namazda yapılması gereken şeyi unutmak, eksik yapmak veya yapılan hatayı düzeltmek için bu secde yapılır.

Sehiv secdesi gerektiren durumlar:
* Namazın vâciblerinden herhangi birini geciktirmek veya terketmek.
* Namazın farzlarından herhangi birini geciktirmek. (Eğer terk edilirse namazın tekrar kılınması gerekir.)

Diğer detaylar:
* Namazın sünnetlerinden herhangi birinin terk edilmesi "Sehiv Secdesi" 'nin yapılmasını gerektirmez.
* Bir kimse gizli(sessiz) okunacak yerde sesli okursa, vitir namazında "Kunut Tekbiri" 'ni terk ederse veya 4 rekâtlı bir namazda birinci oturuşu unutarak terketmiş olursa yine "Sehiv Secdesi" yapması gerekir.

Amaç:
Sehiv Secdesi, namazdaki hataların, noksanlıkların düzeltilmesi için yapılır.

Sehiv Secdesinin Yapılışı:
Sehiv secdesi, son oturuşta Tehiyyât duâsından sonra (tek başınıza iseniz sağa-sola, imam ile beraberseniz sadece sağa) selam verilir. Daha sonra iki defa secde edilerek Tehiyyât ve sonraki duâlar okunarak tekrar sağa-sola selam verilir ve namazdan çıkılır. Eğer imam "Sehiv Secdesi" yapılacak bir durumda bulunduysa son oturuşta sadece sağa selam verir. Bunun nedeni cemaatin "Sehiv Secdesi" 'nin yapılacağını anlamasıdır. Eğer imam, iki tarafa selam verirse cemaat namazın bittiğini sanar.


Tilâvet Secdesi
Kur'an-ı Kerim 'deki secde âyetleri okunduğunda ve duyulduğunda yapılması gereken secdedir. Tilâvet secdesi vaciptir.

Bu secdeye ilkönce niyet ile başlanır.

Niyet:
Niyet ettim Allah rızâsı için tilâvet secdesi yapmaya, doğruldum kıbleye!
Niyet ettim Allah rızâsı için Kur'an 'da geçen secde âyetine hitâben Tilâvet secdesi edâ etmeye, doğruldum kıbleye!

Bu iki niyetten birini söyleyerek Tekbir getirmek ve direk secdeye kapanmak.
Secdede Sübhâne Rabbiyel A'lâ tesbihini (3 defa) okumak. Ardından yine Tekbir getirerek. Ayağa kalkılır.
Ayağa kalkarken "Semi'nâ ve eta'nâ ğufrâneke rabbenâ ve ileykel mesîr" okunur.

Eğer birden fazla Tilâvet secdesi yapılacaksa, bir kere niyet etmek ve ardından arka arkaya Tilâvet Secdesi yapmak yine kâfidir. Tilâvet secdesinin yapılmasını gerektiren âyetler şunlardır.

 
Secde No Sûre No Sûre Adı Âyet No Konum
1 7 SÛRE-İ A'RÂF 206 Git
2 13 SÛRE-İ RA'D 15 Git
3 16 SÛRE-İ NAHL 49 Git
4 17 SÛRE-İ İSRÂ 107 Git
5 19 SÛRE-İ MERYEM 58 Git
6 22 SÛRE-İ HACC 18 Git
7 25 SÛRE-İ FURKÂN 60 Git
8 27 SÛRE-İ NEML 24 Git
9 32 SÛRE-İ SECDE 15 Git
10 38 SÛRE-İ SÂD 24 Git
11 41 SÛRE-İ FUSSILET 37 Git
12 53 SÛRE-İ NECM 62 Git
13 84 SÛRE-İ İNŞİKAK 21 Git
14 96 SÛRE-İ ALAK 19 Git


Kur'ân-ı Kerim'de 55 âyette (66 yerde) "secde" sözcüğü geçmektedir. Bu sözcüğün geçtiği sûre ve âyetleri görmek için tıklayın. Ancak Tilâvet Secdesi, yukarıda sayılan 14 âyet okunduğu veya duyulduğu zaman yapılır. Ayrıca kerâhet vakitlerinde tilavet secdesi yapılmaz.

Bu secdenin neden yapıldığını anlamak istiyorsanız, Kur'an-ı Kerim 'deki secde âyetinin anlamına bakınız. Neden yapıldığını anlayabilirsiniz. Eğer âyetteki konuyu anlamak istiyorsanız, Sûrenin başından beri anlamını okumanızı tavsiye ederiz. Eğer zamanınız varsa hergün az da olsa meal (ku'an anlamı) okuyunuz. Böylece yüce kitaptaki anlatılan öğütlerin bilincinde olursunuz.

Yorum (3) Yorum yaz!

GEÇİCİ DÜNYA

Genel hayat akışı toplumları öylesine etkilemişki, insanlar bazı kalıpları hiç eleştirmeden aldıkları gibi devretmekteler. Maalesef dini inançlarda böyle. Toplumlar dini inançları söz konusu olduğunda tamamen duyarsızlaşıyorlar. Sakın zanetmeyin ki günümüz Hıristiyan, Yahudi ve diğer dini toplumları dinlerini bilerek yaşıyor. Adeta futbol takımı tararaftarları gibi insanlar akıl mantık kullanmadan her türlü zemin ve ortamda doğru zannettikleri dinlerini körü körüne savunuyorlar.

Müslümanlar içinse durum biraz daha farklı olmalı. Müslüman = teslim olmuş anlamına gelir. Tüm dinlerin özü olan İslamiyetin en büyük mucizesi Kuran-ı Kerim, insanlar arasında ayırım yapmaksızın onu okuyan herkese Yüce Allah’ın öğütlerini öğretmekte ve yol göstermektedir.

İlginçdir ki, Dünya’nın birçok ülkesinde Müslümanlar yüzyıllardır Kuran-ı Kerim’i sadece orijinal metni olan Arapça’dan okumaktadırlar. Hâlbuki 1,4 milyar Dünya Müslüman nufusunun sadece 246 milyonu, yani  %17’si Arapça’yı anadili olarak kullanmaktadır. Buda bize Müslümanların %83’ünün anlamadığı bir lisan olan Arapçayı kullanarak Rabbisi ile iletişim kurma çabasında olduğunu göstermektedir. Hatta nasıl ki biz Türkler 300–400 sene önceki Türkçe’yi sadeleştirmeden anlayamıyorsak, günümüz Araplarıda aynı şekilde 1400 sene önce inen Kuran-ı Kerim’in Arapçasını sadeleştirmeden anlayamıyorlar.

Peki, Yüce Allah, Kuran-ı Kerim’i sadece az bir grup kulları anlasın ve diğerlerine anlatsın, diğerleride anlamasada Arapça öz metninden bir ömür okusun sevap kazansın diyemi indirdi? Böyle bir varsayım Yüce Allah’ın El Adl = Gerçek adalet sahibi ismine katiyen uygun düşmüyor. Kulları arasında adil olan Yüce Allah, Kuran-ı Kerim’inide aynen dondurucuda uzun yıllar bozulmadan durabilen gıdalar gibi Arapça olarak muhafaza etmektedir. Kim, hangi asırda, hangi lisan üzere alıp Kuran-ı Kerim’i işler, meâl ederse işte o zaman Kuran-ı Kerim gerçek kullanım şeklini almaktadır. Nasıl ki karnı aç olan bir kimse dondurucudaki gıdaları çözdürmeden ve pişirmeden yiyemez ise, Kuran-ı Kerim’ide anlamadığımız bir lisanda sürekli okuyarak ihtiyacımız olan kılavuzlanmaya kavuşmamız mümkün değildir.

Adl olan Yüce Allah, kullarının eğitimine o kadar önem vermektedir ki, sosyal rolü ve eğitim seviyesi ne olursa olsun, her kulu ile tek tek muhatap olmak istediği için Kitab’ını bizlere lütfetmiştir.

Kuran-ı Kerim’in meâl edilemiyeceği veya edilse bile herkes tarafından anlaşılamıyacağı veya falanca zamanlarda okunmaması ve benzeri birçok söylemler tamamen Yüce Allah’ın bizlere olan Rahmetine aykırı ve maalesef şeytanın icad edip yüzyıllardır Kuran-ı Kerim’in ilminden uzak yaşayan Müslümanlara kolaylıkla kabul ettirdiği batıl kanunlarıdır.

Furkan 30 - O gün Peygamber: “Ya Rabbi, halkım bu Kur'ân’ı terk edip ondan uzaklaştılar!” der.

Ne kadar ilginçdir ki “Ümmetim, ümmetim!” diye bizlere her konuda merhametle yaklaşan efendimiz Hz. Muhammed (sav), az önce bahsi geçen ayette bizi resmen Yüce Rabbimize şikâyet etmekte ve Kuran-ı Kerim’den ne kadar uzaklaşma tehlikesinde olduğumuzu bu ayet bize göstermektedir. Sakın unutmayalım ki Efendimiz (sav) ve çevresindekiler bulundukları mertebeye Kuran-ı Kerim’i anlayarak okumakla eriştiler. Bizlerde bu geçici hayatı rahat yaşamak ve ahiretimizi de güzel kılmak istiyorsak Kuran-ı Kerim’i her zaman anlayarak okumalı ve okutmalıyız.

Yorum (yok) Yorum yaz!

NAMAZ

Rum 30 – O halde sen, batıl dinlerden uzaklaşarak yüzünü ve özünü, hak din olan İslâm’a yönelt ki insanları bu din üzerine yaratmıştır. Allah'ın yaratışında değişme yoktur, dosdoğru sabit din odur. Fakat insanların çoğu bilmezler.

Yüce Allah bizleri ruhen ve bedenen bulunduğumuz bu mükemmel din üzere yarattığını ayette de açıkça beyan etmektedir. Bu önemli neden üzere bizlerin ilk etapta anlayamasakta dinimizin kurallarını sıkı bir bağlılıkla icra etmemiz gerekmektedir.

Rabbimiz bizlerin temel beden ve ruh ihtiyaçları olan namaz, oruç, hac gibi fiiliyatların, ciddiyetini kavrayıp gereği gibi sahip çıkamayacağımızı bildiği için, bunları nafile ibadet olarak keyfiyetimize bırakmamış, üzerimize farz kılmıştır. Küçük bir benzetme ile evlatlarımıza bizlerin sobadan uzak durmaları, ödevlerini yapmaları, yemeklerini bitirmeleri, dişlerini fırçalamaları, erken yatmaları ve benzeri temel ihtiyaçlarını, kimi zaman cezalandırma tehdidiyle de olsa, onlara zorunlu kılmamız gibi.

Sadece namazın doktorlar ve psikologlar tarafından kabul edilmiş faydalarından bazıları şunlardır:

a) Artan enerji ve canlılık
b) Daha derin sükûnet ve iç huzur
c) Daha iyi çalışan bir sindirim sistemi
d) Düşünce berraklığı ve dikkatini yoğunlaştırma yeteneği
e) Daha gevşek kaslar, daha iyi bir duruş, baş ağrısı dâhil acı ve ağrılardan kurtulmak
f) Bağışıklık sisteminin gelişmesi ve hastalıklardan kurtulmak
g) Daha derin ve tatmin edici uyku
h) İlişkileri idare etme becerisinde artış
i) Stres ve sorunlarla baş etme yeteneğinde artış
J) Daha gelişmiş bir sezgi ve yaratılıcık düzeyi

Tüm belirtilen bu faydaları olmasaydı bile biz Müslümanlar Yüce Allah’ın emri olduğu için namaz kılmaktayız. Gani = zenginliğinin hududu/ölçüsü olmayan Yüce Allah kendi ihtiyacı olduğundan değil, bizlerin ihtiyacımız olduğundan namazı bize farz kılmıştır.

Kulluğumuzun en güzel sembolü olan namazlarımızda kullandığımız Arapça ifadelerin manasını da ezberleyerek namaz içerisinde kaybolmaktan kurtulabiliriz. Namazımızın özü Arapça olmak kaydı ile namaz esnasında her kullandığımız Arapça ifadenin mealini de aynı anda aklımıza getirmek, bizi namazda gereksiz ve yersiz düşüncelerden kurtaracak tek fiiliyattır.

Böylelikle namaz, küçük günahlarımızı mahvedip bizleri arındıran, bizdeki kulluk şuurunu daima taze ve diri tutan, hayâsızlıktan ve kötülükten bizleri alıkoyan büyük bir ikrama dönüşecektir.

Daha verimli ve şuurlu bir namazı arzu edenlerimize mutlaka namazda kullandığımız Arapça ifadelerin Türkçe manalarınıda ezberlemelerini tavsiye ederiz...

Yorum (1) Yorum yaz!

DUA ETMEZSEK

Konuşmadan nasıl birbirimizi tam anlayamıyorsak, dua etmeden de Yüce Rabbimizden arzu ettiğimiz desteği görmemiz mümkün değil. Furkan suresinin son ayetinde ”Duanız olmazsa Rabbim size ne diye değer versin ki?” ifadesi duanın Yüce Rabbimizin nazarında ne kadar önemli olduğunu açıkça görüyoruz.

Peygamber Efendimiz (sav), Allah katında, duadan daha kıymetli bir ibadet olmadığını*, kime dua kapısı açılırsa, ona rahmet kapılarının açıldığını, hatta Yüce Allah’ın en çok sevdiği şeyin, kendisinden afiyet istenilmesi olduğunu, duanın, başa gelen için de, gelmeyen için de faydalı olduğunu. Kazayı ancak duanın önlediğini ve onun için hepimizin, duaya sımsıkı sarılmamız gerektiğini**  hadisi şeriflerinde ifade etmektedir.

Efendimiz (sav) biriniz Rabbinden bütün ihtiyaçlarını istesin, hatta ayakkabısının kopan kayışını bile istesin*** diyerek bizlere duayı nasıl kullanacağımız hakkında da yol göstermektedir. Demek ki uyumadan önce “Rabbimiz, uykumuzda istirahat ve güzel rüyalar görmeyi dileriz. Vucudumuza sıhhat ve afiyet vermeni dileriz.” veya yolculuğa çıkmadan “Rabbimiz bu başlayan yolculuğumuzda kaza, bela ve musibetten korunmayı dileriz. Hayırlı neticeye ulaşıp bıraktığımız mal, mülk ve ailemize en güzel şekilde kavuşmayı dileriz. Yolculuk boyunca razı olduğun, sevdiğin en güzel amellerle meşgul olmayı dileriz.” diyebilmeliyiz.

Duamızı bir kalıba veya şablona göre sınırlı tutmamalıyız, hatta her türlü zaman, zemin ve yapıya göre özel dualar üretip daha güzel ve çabuk netice alabiliriz. Dua bizim nasıl bir hedefe doğru gidiyor olduğumuzun ölçüsü ve en büyük motivasyon unsurumuzdur.

Şu dua örneğinde gözüktüğü gibi;
-“Ey Yüce Rabbimiz bizde bulunan her türlü kötü huy ve alışkanlıklardan arınmayı diliyoruz. İnsanlar içindeyken razı olduğun, sevdiğin en güzel hâl üzere olmayı dileriz. Akraba, komşu ve çevremize her zaman verimli olabilmeyi dileriz. Dünya’nın her türlü meşakkat ve zorluğundan uzak, huzurlu, mutlu, sıhhat dolu bir hayat dileriz. Doğru ve güzel olan dışında bir hale bürünmekten Sana sığınırız. Rabbimiz her anımızda daimi şuurunu, duanı ve zikrini dileriz. Dualarımızda genişlik ve en güzel uslübu dileriz. Rabbimiz Sizden duayı en güzel, en verimli şekilde kullanabilmeyi dileriz. Geçici Dünya hayatımızın her anını Sizin sevdiğiniz amellerle meşgul olarak geçirmeyi ve en güzel şekilde huzurunuza varmayı dileriz. Rabbimiz Cennetin en üst derecelerini diler bunun için gereken en güzel salih amelleri dileriz.”

Hepimiz eksik olduğumuzu hissettiğimiz hususları direk Rabbimize iletmeli ve hayırlı neticeyi görene kadar duamızda karalı olmalıyız. Ben sigarayı bırakamıyorum, ben kilo veremiyorum, aşırı tepkilerim var ama kendimi tutamıyorum gibi şikâyetlerimizi birbirimize değil Yüce Rabbimize iletmekle başedemediğimizi zannettiğimiz her türlü eksiğimizi düzeltmemiz mümkün.

En ufak bir belediye bile kendisine teslim edilen bir dilekçeyi nasıl numaralandırıyor, işleme sokuyor ve neticesine göre dilekçe sahibine cevap veriyorsa, bizlerde bilmeliyiz ki her samimi duamız Rabbimiz tarafından işitilip kabul ediliyor.

Bakara 186 Kullarım sana Beni sorarlarsa, bilsinler ki Ben, şüphesiz onlara yakınım. Benden isteyenin, dua ettiğinde duasını kabul ederim. Artık onlar da davetimi kabul edip Bana inansınlar ki doğru yolda yürüyenlerden olsunlar.

*Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.
**İbn Ömer radıyallahu anh. Tirmizî.
*** Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

Yorum (yok) Yorum yaz!

ON BÜYÜK ALAMET

KIYAMET ALAMETLERİ

 

Müslim’deki Hadîs-i Şerîfte, şu on alâmetin çıkacağı bildirilmiştir:

1- Mehdî gelecek:

Babası Abdullah, annesi Âmine’dir.

Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

(Mehdî’nin başı hizâsında bir bulut olacak, buluttan bir melek, “Bu Mehdî’dir, sözünü dinleyin” diyecektir.) [Ebû Nuaym]

(Ehl-i beytimden bir zât yeryüzüne hâkim olmadıkça kıyâmet kopmaz. Onun alnı açıktır, kemer burunludur. Yeryüzü zulümle dolu iken, o, dünyayı adâletle doldurur. İdâresi yedi yıl sürer.) [Müslim]

2- Deccâl gelecek:

Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

(Deccâl çıkar, tanrı olduğunu söyler. Onun tanrı olduğuna inananın îmânı gider.) [İ.E.Şeybe]

3- Hz. Îsâ gökten inecek:

Kur’ân-ı kerîmde buyuruluyor ki:

(Allahın Resûlü Meryem oğlu Îsâ’yı öldürdük dedikleri için Yahûdîleri la’netledik. Onlar Îsâ’yı öldürmediler, asmadılar da. Öldürülen, kendilerine Îsâ gibi gösterildi.) [Nisâ 157]

Hz.Îsâ göğe kaldırılmıştır. (Nisâ 158)

(Elbette o [Hz.Îsâ’nın Kıyâmete yakın gökten inmesi], Kıyâmetin yaklaştığını gösteren bilgidir. Sakın bunda şüphe etmeyiniz!) [Zuhruf 61, Beydâvî]

Hadîs-i şerîflerde de buyuruldu ki:

(Meryem’in oğlu İsa, âdil bir hakem olarak iner, haçı parçalar, domuzu öldürür [yasaklar], kin, nefret ve haset ortadan kalkar.) [Müslim]

(İsâ aleyhisselâm, inince, her yerde sükûn, emniyet meydana gelir. Öyle ki aslanla deve, kurtla kuzu serbestçe dolaşır, çocuklar yılanlarla oynar.) [Ebû Dâvüd]

4- Dâbbet-ül-arz çıkacak:

Bu husûsta birçok Hadîs-i Şerîf vardır. Bir tanesinin meâli şöyle:

(Dâbbe-tül arz, Mûsâ’nın âsâsı ile mü’mine dokunur, alnına “Cennetlik” yazılır, yüzü nurlanır. Kâfire, Süleyman’ın mührü ile vurur, “Cehennemlik” yazılır, yüzü simsiyah olur.) [Tirmizî, Ferâid]

Bu hayvandan Kur’ân-ı kerîmde de bahsedilmektedir. (Neml 82)

5- Ye’cûc ve Me’cûc çıkacak:

Kur’ân-ı kerîmde buyuruluyor ki:

(Ye’cûc ve Me’cûc, set yıkılıp her tepeden akın ederler.) [Enbiyâ 96]

Hadîs-i şerîfte buyuruluyor ki:

(Ye’cûc ve Me’cûc, Kıyâmetin ilk alâmetlerindendir.) [İbni Cerîr]

6- Duman çıkacak:

Kur’ân-ı kerîmde buyuruluyor ki:

(Gökten bir duman çıkacağı günü gözetle!) [Duhân 10]

Hadîs-i şerîfte de buyuruldu ki:

(Duhânın [dumanın] te’siri mü’mine nezle gibi gelir, kâfire ise çok şiddetlidir.) [Ebû Dâvüd]

7- Güneş batıdan doğacak:

Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

(Güneş batıdan doğmadıkça Kıyâmet kopmaz. O zaman herkes îmân ederse de fayda vermez.) [Buhârî, Müslim]

8- Ateş çıkacaktır.

Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

(Hicâz’dan çıkan ateş, Basra’daki develerin boyunlarını aydınlatır.) [Müslim]

9- Doğu, Batı ve Arabistan’da ay tutulacak ve yer batması olacaktır. (B.Ârifîn)

10- Kâ’be yıkılacaktır.

Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

(Habeşli biri Kâ’be’yi tahrip edecektir. Onu şu anda siyah elleri ile Kâ’be’nin taşlarını bir bir söker hâlde görüyorum.) [Buhârî, Müslim]

Yorum (1) Yorum yaz!

ANNENİN OĞLUNA NASİHATI

Yorum (yok) Yorum yaz!

ARAPÇA İLAHİ SÖYLEYEN KÜÇÜK KIZ

 

 

SON ZAMANLARDA EN ÇOK DİNLENEN İLAHİLERDEN BİRİ OLAN BU İLAHİDE ARAPÇA İSLAMIN 5 ŞARTINI SÖYLEYEN KÜÇÜK KIZI DiNLEMEKTESİNİZ İNŞ. HOŞ VAKİT GEÇİRENİZ DİLEĞİ İLE

 

                                    ...........nurluyollar...........

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz!


Create Your Glitter Text

Image Hosted by ImageShack.us



Create a Myspace LED Scroller


Create Your Glitter Text

UzmanWeb.Net Toplist

MySpace Layouts

Myspace Layouts at Pimp-My-Profile.com / Rose red